Macintosh’tan Apple PC’ye doğru emin adımlar
22 Nisan 2006 Kategori: GenelGidişat gösteriyor ki, Apple’nin Mac’a dönüştürdüğü Macintosh, yakın gelecekte Apple PC’ye dönüşecek. Yani Apple mağazalarında Windows yüklü Mac’lar satıldığını göreceğimiz günler yaklaştı (bağımsız satıcılar bunu şimdiden yapmaya başladı, Türkiye’deki Apple satıcıları dáhi yapıyor). Steve Jobs, minörden majöre giden yolda, yapılan her şeyin mübah olduğunu, tükürülenleri yalamanın bile (bu çirkin sözler için bağışlayın) sakıncası bulunmadığını düşünüyor. Apple, bilgisayar sektöründeki pazar payını genişletmek uğruna (iPod ve dijital müzik satışlarındaki muazzam pazar payı ve kârlılık Apple’ye yetmiyor), bir “topluluk markası” geçmişini ve bu geçmişindeki söylemlerini, politikalarını, tek kalemde silecek kadar açgözlü olmaya başladı. Bunu yaparken de, sadık kullanıcılarının güvenini suistimal ediyor.Gidişatı üç yönden ele alabiliriz:
1- Windows kullanıcıları: “Apple’nin bilgisayarları çok güzel ama onlarda Windows yok” söylemini diline pelesenk etmiş bu kullanıcılar, Boot Camp manevrasına güvenilerek, Apple tarafından potansiyel müşteri olarak görülüyor. Fakat kazın ayağı öyle değil. Apple, emsal markalara göre, her zaman daha yüksek maliyetlere, dolayısıyla satış fiyatlarına sahiptir. Örneğin Core Duo işlemcili, hemen aynı özelliklere sahip bir Dell, MacBook Pro’dan yaklaşık 400-500 dolar kadar ucuz. Masaüstü bilgisayarlarda da durum aynı. Mac mini’den hiç bahsetmiyorum. Sözün özü: Artık Windows da kurulduğuna göre, sırf güzel görünümü için bilgisayara 300-500 dolar fazla verecek Windows kullanıcısı olacağını sanmıyorum. Dolayısıyla bu strateji geri tepecek gibi görünüyor. Ki başarılı olsa da, benim gibiler açısından bir önemi yok. Çünkü bu durumda Apple Macintosh bilgisayar değil, Apple PC satıyor olacak artık. Yani Macintosh ruhu öldükten sonra, Apple pazarda lider olsa bundan bize ne?
2- Macintosh toplulukları: Asıl ileriyi göremeyen ya da görmek istemeyenler, ne yazık ki kullanıcı grupları ve Mac camiası. Macintosh dergileri, Macintosh siteleri, kullanıcı toplulukları vs… Her zaman olduğu gibi, “Apple ve Steve, ne yapsa yeridir, ayakta alkışlamak görevimizdir” tutarlılığını (!) sürdürüyorlar. Intel’e geçiş ekseninde, Boot Camp’ın ortaya çıkışı ve diğer tüm Macintosh ruhunu öldüren atılımlara destek veriyorlar. Göremedikleri nokta şu: Apple pazar payını, Macintosh üreticisi olarak değil, bilgisayar üreticisi olarak gerçekleştiriyor. Yani bir topluluk, camia markası değil, pazar payını arttırmak için her yolu deneyecek, geçmişini inkâr edecek kadar arsız bir marka olarak yapıyor. Dolayısıyla bu pazar payı artışı, Macintosh topluluklarına, sitelerine, dergilerine, talep artışı olarak yansımayacak. Çünkü ortada (orta ve uzun vadede) Macintosh’lar değil, Apple PC’ler olacak. Apple, Mac OS X’ten zaten para kazanmıyor, bilgisayarların yanında hediye ettiği bir yazılım gözüyle bakıyor. Gelecekte (şartlar oluşturduğunda, yani yeterince Windows kullanıcısına bilgisayar sattığında) Mac OS X’ten tamamen vazgeçmeyeceğini kim garanti edebilir? Kullanıcı grupları, dergiler, siteler, sanıyorlar ki Apple PC kullanıcısı arttıkça, daha fazla hit alacaklar, reklam gelirleri artacak! Hayır, bence tam aksi olacak. Çünkü Apple bilgisayarlar PC dünyasının içine daha fazla girecekler ve PC dünyasına yönelik yayın yapan, içerik sunan dergiler, siteler, Macintosh dünyasının beklentisini boşa çıkaracak. Çünkü PC dünyasında (PC dergileri, sitelerini kastediyorum) pazar acımasız ve oyuncular çok büyük, rekabette Macintosh dünyası kökenlilere şans tanınmayacaktır. Yani demek istediğim, Windows yüklenebilen ya da Windows yüklü satılan Apple PC’leri, PC dünyası daha fazla sahiplenecektir (pahalı ve lüks alternatifler olarak)…
3- Yazılım sektörü: Boot Camp sonrası, Mac OS X için oyun ve yazılım üreten firmalar soğukkanlı görünmeye çalışsa da, aslında ciddi bir telaşın işine girdiler. Oyun üreticilerinden biri çalışmalarını aynen sürdüreceklerini söylese de, biliyoruz ki öyle olmayacak. Sadece Mac OS X için yazılım/oyun üretenler, olasılıkla PC dünyasının büyük firmaları tarafından satın alınacak, kısa vadeli geçiş döneminin ardından Mac OS X üretimlerini durduracaklar. Hattá kimi büyük yazılım firmaları, yazılımlarının Mac sürümlerinin yeni sürümlerini askıya alacaklar. Bunları da yaşayabiliriz. Apple de Mac OS X’i, bir açık kaynak projesi olarak (Darwin) bilgisayar dünyasına armağan edecek. Apple belki de Windows’a geçmeyi çoktan planladı…
Apple’nin her hamlesini şeyhin müridi gibi ahmakça ayakta alkışlamak yerine, herkes şapkasını önüne koyup düşünmeli: Bizleri nasıl bir gelecek bekliyor? Apple ne yapmaya çalışıyor?
“Macintosh’tan Apple PC’ye doğru emin adımlar”: 9 Yorum
- 1 Pingback - Tarih: 8 Haz 2006 / 17:09
- 2 Pingback - Tarih: 13 Haz 2006 / 3:44
- 3 Pingback - Tarih: 7 Şub 2007 / 6:04


Yazılarınızı elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum ve oldukça beğeniyorum. Ancak bazı noktalarda size katılmıyorum.
Ben ilk okul 4. sınıftan beri bilgisayar kullanıyorum ve orta 3. sınıfa kadar tek bildiğim işletim sistemi Windows’tu tabi ki (ne acı değil mi?) sabah 10′da girdiğim bilgisayar fuarındaki stantlardan birinde gördüm Apple’ı ilk kez. Biraz kurcaladıktan sonra “bu ne?” diye sordum. Arkadaş anlatmaya başladı. Hayran kalmıştım… Başka stant gezmedim O gün fuardan gece 11′de çıktım.
O günden beri hep Apple’ı ve Mac OS’u takip ettim internetten. Seneler geçti ancak ben hiçbir zaman bir Apple sahibi olamadım. İlk başlarda oyun oynayamam diye daha sonraları ise Windows’ta kullanmak zorunda olduğum SolidWorks, Catia, Unigraphics ve AutoCAD gibi programlardan ötürü Mac alamadım. Bu arada Windows namına bir ev kullanıcısının bilebileceği her şeyi öğrendim (sayılır). Çevremde hep Mac kullanan arkadaşlarım oldu. Hepsi grafiker tabi ki…! Bense hep onlara gıpta ile bakarak bildiğim en berbat işletim sistemini kullanmak zorunda kaldım. Neden çünkü makina tasarımı yapıyorum!
Uzunca bir süre Linux kullandım. Hep Mac OS temaları kullanarak. Ama bu Linux’u dünyanın en iyi işletim sistemi yapmaya yetmiyordu.
Sonunda beklediğim an geldi. Apple’ın Intel’e geçeceğini duyduğumda bunun Apple üzerinde Windows’u da çalıştırabilmek anlamına geldiğini biliyordum.
Şu an yeni çıkacak MacBook’lardan bir tane edinmek için sabırsızlanıyorum. Zannediyorum yazın sonuna kadar ülkemize de gelmiş olur.
Şimdi benim bu anlattıklarımı okuyunca biraz da duygudaşlık yeteneğiniz varsa bunun Mac OS’u hep uzaktan takip edebilmiş Windows-zede bilgisayar kullanıcıları açısından ne kadar değerli bir adım olduğunu anlayabilirsiniz.
Ben, sırf beyaz kasası var diye hiçbir aklı başında PC kullanıcısının Apple’a dünya para dökeceğini zannetmiyorum. Apple’ın bu adımını, benim gibi hep iyi işletim sistemi kullanma hakkından mahrum kalmış bilgisayar kullanıcılarına bu haklarını kullanabilme özgürlüğünü sunmak olarak değerlendiriyorum.
Bu adımın Mac ruhunu öldüreceğini düşünüyorsunuz. Bence sadece mecbur kaldığı için bilgisayarındaki 10gblık alanda tiksinerek Windows’u açıp 2 saat rutin işlerini halledip tekrar Mac OS’a döndüğünde kendini yeniden doğmuş gibi hisseden bir kullanıcı Mac ruhuna zarar vermez. Ya da sizin Mac ruhu diye tabir ettiğiniz şey ancak “ben daha fazla para veriyorum ama kimse de olmayan bir bilgisayarım var. Millet görünce ağzı açık kalıyor” dan başka bir şey değil. Ama ben Mac ruhunu hep “Bilinçli tüketici kültürünün bir simgesi” ya da “Apple müşteri memnuniyeti ve kalite faktörlerini en iyi sunan üretici. Onu desteklemek benim mükemmeliyetçi kişiliğimin bir refleksi” diye düşünmüştüm. Bence Mac kullanıcısı olmak için sadece şartların uygun olmasını bekleyen topluluğa çekirge sürüsü gözüyle bakmak çok dar bir bakış açısı. Şunu unutmayın ki bilinçsiz kişiler zaten fazladan 500 dolarını Maclere vermeyecektir. Çünkü olanların Mac’te gördüğü şey ambalajdan ibaret. Mac sahibi olmak isteyen PC kullanıcıları ise Mac’i Mac yapan özellikleri görebilen insanlardır.
Bunun dışında yukarıda bahsettiğim kullanıcıların çift sistemi kullandıkça uzaktan hayran oldukları sistemin içine inip mükemmele yakın işletim sisteminin ne demek olduğun daha iyi kavrayacağı kanaatindeyim. Yani Mac OS daha fazla kullanıcı kazanacak ve reklam gelirleri artacaktır. Dediğim gibi Mac’e geçenler ambalajı için değil Mac OS için geçen bilinçli insanlar olacak. Dolayısıyla bu işten karlı çıkan Mac olacaktır. Windows ise sadece belli uygulamaları çalıştırmak için kullanılan, Mac’in bir köşesinde korsan olarak kurulmuş (Mac’e geçen hiçbir kullanıcının para verip de Windows alması ihtimali yoktur bence. Amaç kalitenin kazanması, hırsız bir firmanın kazanması değil ve bu kullanıcılar bunun farkında olacaktır.) dolayısı ile Apple pazar payı artacaktır (tabi eski Mac kullanıcılarının bu geçişten rahatsız olup PC kullanmaya başlaması gibi komik bir durum olmazsa) ve Mac pazarındaki reklam ve dergi gelirleri artacaktır.
Yukarıda bahsettiklerimden sonra yazılım firmalarının Mac için ürettikleri ürün sayısında bir azalma olabilmesi için bu firmaların kar etmek istememesi gerekir. Çünkü Mac’in pazar payı giderek artacak ve dolayısı ile bu ürünlerin satışları da artacaktır.
Şöyle anlatmak istiyorum; Ben Çift işletim sistemi kullanan bir Mac kullanıcısıyım diyelim. Parasını basıp Macromedia Studio almak istiyorum. Sizce ben bunu Mac için mi alırım yoksa Windows için mi? Sizce Mac OS kullanmak için fazladan 500 dolar veren birinin aynı yazılımın Windows sürümünü alması için aklından zoru olması gerekmiyor mu? Bence önümüzdeki yıllarda Mac OS için üretilen yazılım sayısında gözle görülebilir bir artış yaşanacaktır. (Not: Korsan yazılım olayında ise iki sistem için de her türlü korsan yazılımı bulmak mümkün. Yani Windows’ta korsan kullanmak varken neden para verip Mac sürümünü alsın gibi bir düşünce de olamaz. Korsan kullanmayı düşünen adam Mac versiyonunu kullanır yine.)
Biraz uzun oldu kusura bakmayın. Sadece bunlar da benim düşüncelerim demek istedim. Belki eski bir Mac kullanıcısı olsam bu durum beni de rahatsız ederdi ama Intel işlemcili Macler şu an benim kurtarıcım konumundalar. Umarım yeni çıkacak MacBook’ların konfigürasyonları beni tatmin eder de en kısa süre de bu PC’den kurtulurum.
Saygılarımla…
Sayın Uysal,
Yazdıklarımın kapsama alanında, siz ve sizin gibi, son kullanıcı için doğru tercihin Macintosh olduğu görecek bilince sahip olduğu halde, zorunluluk gereği Windows kullanan bilgisayar kullanıcıları bulunmuyor. Yorumlarımda bir “iç mesele” söz konusu. Dışarıdan biri olan sizin dile getirdiklerinizi işitmek beni şaşırtmadı.
Düşüncelerinizi anlıyorum. Ben de 12 yıllık bir Windows kullanıcısıyım. Mutlusunuz, çünkü artık Macintosh satın aldığınızda Windows da kurabileceksiniz. Bense hüzünlüyüm çünkü artık Windows kurulabiliyor. Ama mesele bu iki kelime (Window kurulabiliyor) kadar basit değil. Çok derin bir analize ihtiyaç var. Macintosh dünyasının gerçekten içinde olsaydınız ve Apple’ın Intel sonrası politikalarını geriden gelerek tarafsızca irdeleyebilseydiniz, sanıyorum bunları yazmazdınız. Apple’ın sizin tasvir ettiğiniz gibi bir “bilinçli tüketiciye ürün sunma” politikası artık yok.
Beni takip ettiğinizi söylemişsiniz. Bugüne kadar okuduklarınızdan çıkardığınız sonuç “ben daha fazla para veriyorum ama kimse de olmayan bir bilgisayarım var. Millet görünce ağzı açık kalıyor” ise, lütfen artık okumayın. Anlaşabilmek için birbirimize çok uzak noktalardayız.
Dilerim kurtarıcınız sizi mutlu eder. Sevgilerimle.
Bu yazdığınız yazının son paragrafına kadar gayet memnun bir şekilde okumuştum. Çünkü bişeyler anlatmak amacında olduğunuzu düşünmüştüm. Ancak gördüm ki kendinize laf ettirmemek için yorumlara karşılık veriyorsunuz. Üzüldüm.
Orada yaazdığım Mac ruhu örnekleri sadece Mac ruhu diye tabir ettiğimiz şeyin aslında böyle kolay kolay çökmeyeceğini anlatmak amacıyla yazmıştım. Yoksa Mac ruhu bunlar kadar basit bişey olmasa gerek. Bunu anlayamamanıza çok şaşırdım dorusu. Ayrıca “lütfen artık okumayın” tarzında bir söylemi de size yakıştıramadım. Ben gerçekten tartışılabilecek bir blogger olduğunuzu düşünmüştüm. Oysa siz kendi düşümncelerinizin dışında bir yorumu blogda görmek bile istemiyorsunuz.
Katılıyorum anlaşabilmek ve bir şeyler paylaşıp daha sağlıklı yorumlara ulaşabilmek için birbirimize çok uzağız.
Saygılarımla…
Lütfen uzatmayın artık. Saygı gösterip, yorumunuza değer verip, yanıtladım. Pişman ettiniz. Okuyanlara olan saygımdan dolayı, yorumlara kapım açıktı. Ona da pişman ettiniz.
Sizin gibi zorunluluktan Windows kullananlar, bir avuç insan. Yazıda yaptığım analizde, bu küçük gruba hiç değinmedim. Zaten yazının hedefinde sizin gibiler yoktu. Sizse gereksiz bir çıkış yaptınız. Konuyu saptırdınız. Macintosh ruhunun yıllar içinde nereden gelip nereye gittiğinin bilincindeyim. Boot Camp sonrası nereye gitmeye başladığını da bizzat görüyorum. Apple PC’ye geçmiş Windows’un hızlı çocuklarının, Mac ruhunun nasıl köküne kibrit suyu döktüğünü izliyorum. Anlamamakta ısrar ediyorsunuz, sizin gibiler sadece bir avuç insan. Ben sizin gibileri her zaman ayrı tutuyorum. Oysa ezici çoğunluktaki Windows kullanıcısının nitelik mitelik umrunda değil. Onlar sadece MSN Messenger’ın çalışmasını istiyor. Yaratıcı fikirler için bilgisayar kullanmak, yaratıcı olmak, bilinçli olmak, Mac OS X’in Windows’dan iki gömlek üstün olması, onların umrunda değil. Onlar gösterişli Apple bilgisayarlardan alıp, Windows kullanacaklar. Ve Apple’ın isteği de, bu insanlara daha fazla bilgisayar satmak. Ruh muh hat getire. Apple ruh meselesinden çoktan vazgeçti! Mac ruhu konusunda genel anlamda aynı fikirdeyiz ama siz “geç kalmışlık korkusu” nedeniyle, beni eleştirmeye çalışıyorsunuz. Oysa eleştirmeniz gereken ben değilim, eleştiriyi hak edenler Apple ve Steve Jobs. Macintosh’ları size yakınlaştırdığı için Boot Camp’i hoşnutlukla karşılıyorsunuz ama farkında değilsiniz ki o sizden Macintosh ruhunu uzaklaştıracak. Intel’e geçişin temelinden yola çıkıp ortaya bir teori atıp, Apple’ın belki de Mac OS X’i parakende ürünlerinden ayırıp, açık kaynak projesi olarak sürdürme ihtimalinden söz ediyorum. Yani Mac OS X’siz (ruhsuz) Apple PC’lerden. Sizse beni eleştiriyorsunuz?
Bu blogdaki amacım tartışma ortamı oluşturmak değil. Yazdıklarımı kimseye şirin görünmek için yazmıyorum. Tümü kendi bireysel fikirlerimden ibaret. Benim gibi düşünmüyorsanız, kendi argümanlarınızı bana kabul ettirmeye çalışmak, beni Mac ruhundan anlamamakla suçlamak yerine, görüşlerime saygı duyun. Eleştiricekseniz, önce empati yapın. Bunları yapamıyorsanız, lütfen yazdıklarımı okumayın. Benim okunmak gibi bir amacım yok. Bu yeterince açık…
Blogunuzu kirlettiğim için üzgünüm. Gerçekten farklı dillerde konuştuğumuzu anladım. Bilseydim yazmazdım. Amacım kimseyi eleştirmek falan da değildi. Amacımı belirtmiştim.
Kolay gelsin, saygılarımla…
Peki, hiç yazmadığınızı varsayıyorum. Güle güle.