MacBook Air gerçekleri - 2
21 Ocak 2008 Kategori: Donanım, Görüş
(Yazının birinci bölümünü okumak için tıklayınız)
Basında çıkan haberleri görüyorsunuzdur, “4 milimetrelik dizüstü!” Ne acı ki, Apple yalanlarla ürün pazarlayacak kadar düşmüş durumda. Bu yalanı utanmadan söylediler ve cahil kullanıcıların hepsi şu anda MacBook Air’i 4 mm zannediyor. Tabii ondan yarım milimetre kalın dizüstünün iki kat fazla özellik sunabildiğinin farkında bile olmadan. Daha da ilginci, son yıllarda şirketle birlikte şirketin fanatikleri de aynı düşüşü yaşadılar; Yıllardır toplama PC’lere ve PC dünyasındaki gelişmelere alaycı gözlerle bakan fanatikler, artık Apple ürünlerindeki eksikleri hack, crack vs. ile yamamayı alışkanlık hâline getirmiş durumda ve Apple’nin yalan, tüketiciyi aldatma, sahtekârlık ve tekelcilik üzerine kurulu icraatlarını savunur hâldeler…
Neyse, biz konumuza dönelim. “MacBook Air gerçekleri” başlıklı yazımın ikinci ve son kısmında, MacBook Air’in biraz daha teknik özelliklerinden, özellikle işlemcisinden, rakip ürünlerden ve günlük yaşama dair MacBook Air kullanım örneklerinden söz edeceğim.
İşlemci: MacBook Air, çok ince bir tasarıma sahip olmasına ve kimilerine göre ultra küçük dizüstü sınıfına dahil olmasına rağmen, MacBook modellerinde de kullanılan bir Core 2 Duo işlemci ile donatılmış. 65 nanometrelik Merom mimarisinde, 4MB L2 önbellekli, 800MHz FSB’li ve 1.6GHz/1.8GHz hızlarında çalışan bir Core 2 Duo. İşlemcinin teknik açıdan özel bir yanı yok ama boyutuyla standart işlemcilerden ayrılıyor. Merom’un %60 kadar küçültülmüş hâli olan işlemci, Intel’in 2008’in ortasında duyuracağı yeni dizüstü mimarisi Montevina’nın işlemcileriyle aynı boyutta. Diğer markalar ultra küçük dizüstü modellerinde düşük voltajlı (ULV) işlemcileri tercih ederken, MacBook Air’de bu inceliğe rağmen normal bir işlemci kullanılmasının, ısınma açısından nasıl sonuçlar doğuracağını yakında öğreneceğiz. Nasılsa, Apple A.Ş.’nin “üste para veren” kobayları, ürün çıkar çıkmaz koşa koşa gidip satın alacaklar, AR-GE sürecine katkıda bulunmak için!
Optik Sürücü: MacBook Air, 13.3-inç boyutunda olmasına rağmen, optik sürücüsü bulunmuyor. Başka markalar MacBook Air’den sadece 1 milimetre kalın ve 12-inç boyutundaki dizüstülerine bile çift katmanlı DVD yazıcı koyabilirken, Apple optik sürücüden tamamen vazgeçmiş. Neden dersiniz? Apple şöyle açıklıyor: “MacBook Air kablosuz dünya için yaratıldı. Bu yüzden DVD izlemek yerine, filmleri iTunes Mağazası’ndan kablosuz olarak kiralayabilirsiniz.” Şaka gibi. Tüketici ancak bu kadar salak yerine konabilirdi. Eğer optik sürücüsüz bir dizüstü 10-11 inçten büyükse, ne kadar ince olursa olsun, ben bu tasarıma hayran kalana şaşarım. Çünkü onu çıkarınca, zaten geriye bilgisayarı kalınlaştıran bir şey kalmıyor! Üstüne üstlük optik sürücü bilgisayarın yanında da verilmiyor, 100$ karşılığı satılıyor ve bu satılan sürücü sadece MacBook Air ile uyumlu ise, iki kat şaşarım. Apple A.Ş.’nin Microsoft’tan beter tekelci, soyguncu, sahtekar ve kapkaranlık yüzünü hala göremeyenler var mı?
Pil: MacBook Air, belki de dizüstü bilgisayar tarihinde bir ilke daha imza atıyor (bu boyut için) ve tümleşik pille geliyor. Bu da insanı şoke eden şeylerden biri. Tüketici, dizüstü bilgisayarının piline ancak tornavida kullanarak erişebiliyor. Yani kasanın alt bölümünü komple söküyorsunuz. Buraya kadar tamam. Ama müritler ve Apple bayilerine, dergilere ait siteler, bu konuda da derhal propaganda yapmaya başladılar. Neymiş efendim, “ne varmış, tornavidayla pil hemen sökülebiliyormuş, yenisi takılıyormuş, fiyatı da sadece ve sadece 129 dolarmış!” Zombileşmenin böylesine de pes artık. Her modelin pili satılıyor bayilerde. Mesele tornavidasız, alt kapağı sökmeden erişilememesi, ihtiyaç halinde ikinci pil taşınamaması, üçüncü parti pil edinilememesi (bkz. tekelci Apple). Bu tür küçük/ince dizüstülerde, kimi markalar kullanıcıya ikinci pil hediye ediyor ki, taşınabilirlikten ödün verilmesin. Gel de bunu hık demiş, yalancı şeyhinin burnundan düşmüş enayi müritlere anlat…
Sabit disk: Sizi kablosuz dünyada zevkten dört köşe yapmayı amaçlayan, kablosuz film kiralayıp izletecek olan MacBook Air, 80GB kapasiteli 4200 devirlik paralel ATA sabit disk ile geliyor! iPod classic bile 160GB kapasite seçeneğine sahip. Sorun ısınma olsaydı, neden normal bir Core 2 Duo işlemci kullansınlar? Kısacası ortada klasik bir altı kaval üstü şişhane durumu var. 100 milyor dolarlık değil, 10 bin YTL’lik bir limited şirkete yakışacak kadar acemice…
Disket sürücü: MacBook Air ile ilgili en büyük yalan, en büyük aldatmaca, ethernet meselesi. Anonim şirket propagandacıları, bilgisayarda ethernet kapısı (ve hattâ optik sürücü) bulunmamasını, disket sürücünün terkedilişine benzetiyor ve tekelci Apple A.Ş.’yi haklı çıkarmaya çalışıyor. Bu MacBook Air ile ilgili tartışmasız en büyük yalan. Disket sürücü, günün koşulları gereği, teknolojinin eskimiş ve yerini optik sürücünün almış olması gibi nedenlerle terkedildi. Bunu ethernet ve optik sürücüyle bağdaştırmak, kasıtlı değilse cehalet, kasıtlıysa sahtekârlık göstergesidir. Madem öyle, Apple MacBook ve MacBook Pro’dan da çıkarsın etherneti, optik sürücüyü, görelim! Nasılsa onlar da 802.11n’yi destekliyor!
Rakipler: Bu konudan da ayrıntılı bahsetmeyi düşünüyordum ama yazı çok uzadı. İnternette çeşitli sitelerde aklı başında karşılaştırmalar mevcut. Ben sadece şunu söyleyeyim; Hiçbir markada Apple’ninki kadar absürd bir konsept ve temel özelliklerden yoksun dizüstü yok. 300-400$ aralığındaki Asus Eee PC bile MacBook Air’den daha fazlasını sunuyor (karşılaştırma).
Diyelim ki tuzunuz kuru, allah daha çok versin, bastınız parayı aldınız MacBook Air’i. Parasıyla değil mi? Şıkır şıkır bilgisayar.
- Kablosuz dünyasının bilgisayarıymış dediler, yine bastırdığınız parayı, dünyanın en fahiş fiyatlı kablosuz yönlendiricisi olan AirPort Extreme’yi de aldınız. O da Apple. Tasarımı harika. Şıkır şıkır. Herkes size hayran kalacak. Tabii sıra geldi kurulumu yapıp, kablosuz dünyanın tadını çıkarmaya. O da ne? Ethernet kartı olmadan kablosuz yönlendirici kurulumu yapılamıyormuş! Ne olacak şimdi? Hiç. Soygunculukta ve tekelcilikte parmak ısırtan Steve Jobs 2.0’ın vizyonunu ayakta alkışlayacaksınız ve kurulum otomatik olarak kendiğilinden yapılacak!
- Canınız film izlemek istedi. Herkesin hayran olduğu, size gıptayla baktırdığı muhteşem bilgisayarınızın LED aydınlatmalı 13.3-inç ekranında film keyfi yapacaksınız. Tabii buyurun. DVD, HD-DVD, Blu-ray, hangi formatta istersiniz? Hay allah, hiçbirisi mi yok? Olsun, endişeye mahal yok! Apple hemen imdadınıza yetişiyor. Bağlanın iTunes Mağazası’na seçin filminizi kiralayın, satın alın, artık nasıl istersiniz. Bu kadar basit! Steve Jobs ve vizyonu 7 gün 24 saat hizmetinizde. İyi seyirler efendim.
- Demek çok geziyorsunuz. O otel senin, bu toplantı benim derken, tek pil yetmiyor mu? Hay hay. En yakın Apple mağazasından 130 dolara bir pil alıyorsunuz. Bir adet de tornavida. Neden şaşırdınız? Bu bilgisayar kablosuz dünyanın ürünü ve kablosuz tornavidayla işinizi hızlıca görebiliyorsunuz işte. Hem endişe etmeyiniz, Apple şu anda 802.11n ve Bluetooth 2.0 destekli bir tornavida üzerinde çalışıyor. Çok yakında 39$ etiketle Apple mağazalarında. Ama siz bilgisayarı daha önce aldığınız için, size 19 dolarlık hediye çeki vereceğiz!
- Sisteminiz çöktü-şişti, Mac OS X’i yeniden mi kurmak istiyorsunuz? Ya da herkesin gıptayla baktığı, size sınıf atlatan muhteşem Apple PC’nize Windows mu kuracaksınız? Hay hay, kurun tabii. Parasıyla değil mi, canınız ne isterse kurarsınız. Kime ne canım? Sorun şu ki, sizin bilgisayarınız kablosuz dünyanın bilgisayarı. Optik sürücü gibi ilkel donanımlar içermiyor. “Olsun, karizması yeter!” dediğinizi duyar gibiyim, hay ağzınıza sağlık! Ne güzel dediniz!
Bence bu bilgisayarı almışken, yanında 100 dolara optik sürücü, 500 dolara Time Capsule, 30 dolara harici ethernet kartı, 10 dolara USB çoklayıcı, 70 dolara kablosuz fare, 80 dolara kablosuz fare, 100 dolara .Mac paketi, 20 dolara micro-DVI dönüştürücü, 50 dolara MagSafe uçak dönüştürücüsü, 50 dolara USB modem, 130 dolara yedek pil ve izleyeceğiniz filmler için 1000 dolarlık iTunes hediye çeki de alın. Nasılsa para sizde…
Sanıyorlar ki Apple bu tasarım için uğraştı didindi, fikir geliştirdi, AR-GE çalışmaları yaptı, konsept üzerinde ciddi ciddi düşündü, şöyle yaptı, böyle yaptı. Halbuki hiç ilgisi yok. Muhtemelen “Macworld’a bir şeyler yetiştirelim” diyerek 20 Aralık’ta kolları sıvadılar, şablon tasarımları yapıp Çin’deki fasoncu fabrikaya modelleri ürettirdiler ve Macworld 2008’de tanıttılar. Çünkü Apple artık hâllice bir bakkal gibi yönetiliyor. “Ya tutarsa” zihniyetiyle ürünü ethernetsiz hazırladılar, şimdi pişmanlar. Ama endişeye gerek yok. MacBook Air muhtemelen haziranda yenilenir, ethernet eklenir, sabit disk kapasitesi artırılır, hattâ optik sürücü bile eklenir, enayi müritler de ayakta alkışlar. Steve Jobs 2.0 bu, ismi zaten tükürük yalamayla özdeşleşmiş biri. Sornu olmaz…
Son 1-2 gündür özelden küfür dolu mesajlar gönderen asalaklara bir çift lafım var: Fuck you!
“MacBook Air gerçekleri - 2”: 18 Yorum
- 1 Pingback - Tarih: 29 Oca 2008 / 6:26
- 2 Pingback - Tarih: 1 Şub 2008 / 6:27
- 3 Pingback - Tarih: 2 May 2008 / 5:34
- 4 Pingback - Tarih: 28 May 2008 / 14:11
- 5 Pingback - Tarih: 7 Ağu 2008 / 6:06
Yorumunuzu Yazın
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.



Ellerine sağlık güzel yazmışsın. Anlamadığım konu ise hadi Amerikalı müritler salaklar göremiyorlar, bizimkilerin ne çıkarı varki fanatiklik yapıyolar? Ya bizimkiler para saçacak yer arıyorlar ya da (utanaran söylüyorum) bizim müritlerimizde Amerikalılar gibi ….. (gerisi malum ondan dolayıdır noktalarım)
Apple’da ciddi bir değişim var. Bende çok uzun zamandır Apple kullanıyorum. Artık eskisi gibi fanatiği değilim. Sadece kullanıcısıyım. Onun da sebebi stabil bir sistem olması. Yarın birgün virüsler ardı ardına çoğalmaya başlarsa stabilite de ortadan kalkar. O zaman Apple’daki yıpranmayı görürüz.
Ve bir komplo teorim var.
Steve Apple A.Ş. nin başında vitrin gibi duruyor. Şirketi geri plandaki birileri yönetiyormuş gibi geliyor bana.
“Son 1-2 gündür özelden küfür dolu mesajlar gönderen asalaklara bir çift lafım var: Fuck you!”
Ethem Bey kim ne derse desin siz sakin olun bence, terbiyenizi bozmaya değmez.
her kelimesine katılıyorum…
Zaten ilk çıktığında da ne saçma bir ürün gözü ile bakmıştım ama detaylarını bu kadar güzel bir yorumda okuyunca Apple’in girdiği yolda emin adımlarla gittiğine bir kere daha şahit oldum.
Sondaki fuck you size yakışmamış Ethem Bey..
her kelimenize katıldığım bi yazınız daha ama son kelime hariç siz onların seviyesine inmeyiniz…
Herkez durucağı yeri belirlesin ethem bey onların belli süer ince bir şuur süper ince bir kişilik hemde şuur geliştiricek super drive lari olmadan ! ! !
mac ile pc yi ayırmak lazım ama artık mac kalmadı desek daha doğru…
özellikle şıkır şıkır bilgisayar kısmından sonrası mükemmel olmuş.. şahsen bir mürit olsaydım kıskançlıktan ve çekememezlikten oracıkta erirdim heralde….
steve jobs ve vizyonu 24 saat hizmetinizde.. ahahahahahahahahah süper
Dikkatimi çeken birkaç noktaya değinmek istiyorum:
Işlemci: Montevina platformunda kullanılacak işlemci Penryn (45nm) olacak bildiğim kadarıyla. Yani Intel Merom’da kullanmayı düşünmediği bir boyutu Apple için hazırlamış. Çok mu önemli? Hayır. Fakat düşük voltaj olmaması daha iyi eğer düşük voltajlı olsaydı performans açısından çok daha fazla eleştiri alacaktı.
Optik sürücü: Bunu disket sürücüyle bağdaştırmak ne kadar doğru bilmiyorum ama Apple zamanında iMac’le başlayarak bütün ürün gamından disket sürücüyü atmıştı. Disket sürücü yetersizdi ve fazla kullanılmıyordu ama hiçbir bilgisayar üreticisi de cesaret edip sistemden çıkaramamıştı. Şimdi de görülen o ki Apple sadece belirli bir kitlenin kullanım alışkanlıklarını analiz etmiş ve buna göre optik sürücüyü çıkarmış. Bunun MacBook Air kullanıcıları tarafından en az eksikliği duyulacak faktör olacağından emin olabilirsiniz. Ama çok uzak olmayan bir gelecekte veri depolamak için yuvarlak silikon diskler kullanmayacağımızdan da eminim. Her ne kadar Blu-Ray geliyor olsa da.
Sabit Disk: Apple’ın bu makineye isteyerek iPod sabit diski koyduğunu düşünmüyorum. Yani vizyonlarında iPod sabit diskli bir makine yoktur herhalde. SSD fiyatları biraz daha makul olsaydı eminim sadece SSD ve isteğe bağlı yüksek kapasiteli SSD koyarlardı. Bu arada makul fiyat derken Apple standartlarından bahsediyorum 100-200 dolar gibi bizler için makul olan değerlerden değil
Genişleyebilirlik: İşte bu noktada bütün eleştirilere katılıyorum. Ethernet kapısının olmamasını böyle bir makinede bile kabul edilebilir bulmuyorum çünkü kablosuz ne kadar yaygın olsa da bazen stabil bağlantı için kablo gerekiyor. Özellikle kalın duvarlı binalarda. Alette genişleme adına sadece bir adet USB olması kabul edilebilir değil. Ethernet adaptörü takarsanız o da kalmıyor. Hub kullanırsanız Ethernet adaptörü çalışır mı belli değil.
Pil: Belli ki ilk başta sandığımız kadar gömülü bir pil durumu yok. Eli biraz tornavida tutan bir kişi pili değiştirebilir. Ama sorun şu ki Apple bu ürünü eli tornavida tutanlara yönelik hazırlamamış. Ürünün hedef kitlesini en ufak sorunda aleti teknik servise götürenler olarak düşünmüşler.
Yazının üslubu konusunda birşey demeyeceğim çünkü Ethem Tolga’nın kendisine nasıl yazılması konusunda sürekli direktif verilmesinden sıkıldığını biliyorum. En sondaki Fuck You’ya gülümsedim açıkçası ama yazının sonuna doğru “ooo paran varmış Mac almışsın” üslubunun benimsenmesi çok hoşuma gitmedi sadece. Genelde 600 dolara (monitör ve yazılım tabi ki dahil değil) dünyanın en iyi fiyat/performans oranlı PC’sini topladığını iddia eden güruha ait çünkü bu laf. “E tabi biz evde robdöşambrla dolaşmıyoruz ki Mac alalım”
;-P
10 yıl önceki sony , bakınız http://www.mackable.com/blog/a-laptop-thinner-than-macbook-air-10-years-ago/
Diyecek soz bulamiyorum…
Herkelimesi doğru nerde eski Apple ah ah…
Sadece linkteki resme bakmanızı istiyorum…
Çok güzel bir karşılastırma yapmışlar…
http://www.halilgokdal.com/images/macbookcommodorecompare.jpg
Steve Jobs’un konuşmasını bende zaman bulup büyük bi kısmını izledim ve gerçekten şu DVDsizliği anlatma kısmı çok saçma, komik ve aptalca buldum. Hani filmer iStore’dan kiralanır, müzik ipod’da dinlenir ve kısacası DVD drve’a gerek kalmıyor diye söyledikleri.
Aslına bakılırsa bencede artık şu DVD sürücülere laptoplarda pek gerek kalmadı, zaten ev makinesinde en son kullandığımı hatırlamıyorum. Bi kere laptopta film izlemek kime lazım? İllede ben uçaklarda filan izlerim abi diyene pek hala harici bir HDD işini rahatlıkla görecektir, al doldur doldura bildiğin kadarıyla bütün neyin varsa ve seyr et istediğin zaman.
Ama bü şekilde olmamasının nedenini anlatıp başkalarını aptal yerine koymak ayıp, hiç bi açıklama yapmasaydı daha iyi olurdu. Ee, bi de bu cesaretli adımı atan harici DVD sürücüyü’de usb-ethernet adaptörü’de makineyle ücretsiz verecekti ki insan bi saygıyla şu şirketi ansın diye yeri geldiğinde.
Yazık diyorum böyle bi gelişmelere.
Herkesin bir tahammül sınırı var. Demekki Ethem bey artık patlama noktasına gelmiş ki sondaki kelimeyi sarf etmiş birde bu açıdan bakın olaya.
Ayrıca yazının her kelimesine bende katılıyorum